Fatih'in Eğitim Vizyonu
İstanbul'u fethin ardından yalnızca siyasi değil, ilmi bir başkent olarak da inşa etmek isteyen Fatih Sultan Mehmed, şehrin ilk yükseköğretim faaliyetini; fethin ve saltanatın sembolü olarak camiye dönüştürdüğü ve 1 Haziran 1453'te, ilk Cuma namazının kılındığı Ayasofya'da başlattı. Çağının büyük ilim adamlarından Molla Hüsrev'in müderrisliğinde, ilk talebeler burada bir araya geldi. Bu adımı, fetihten hemen sonra Pantokrator Manastırı bünyesindeki papaz odalarından dönüştürülen Zeyrek Medresesi, 1459'da inşa edilen Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabri, camisi ve yanındaki Eyüp Medresesi ile 1460'ların ortasında tamamlanan Ayasofya Medresesi takip etti.
Sultan'ın en büyük eğitim hamlesi ise fetihten on yıl sonra inşasına başlanan ve kendi adıyla anılan külliyesi içerisindeki Sahn-ı Seman (Semâniye) ve Tetimme medreseleri oldu. Böylece İstanbul, siyasi başkent oluşunun yanı sıra ilim ve kültür merkezine dönüştü. Aynı dönemde başta Sadrazam Mahmud Paşa olmak üzere diğer devlet adamları tarafından da külliyeler inşa edildi, medreseler kuruldu.
Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'da kurduğu bu medreselerde tefsir, hadis, fıkıh, kelam, matematik, astronomi, felsefe gibi geniş bir yelpazede öğretim yapıldı. Böylece bu medreseler Osmanlı'nın entelektüel omurgasını oluşturdu.
"555 yıl önce ortaya koyulan bu irade, çağları aşan birikimiyle bugün de referans noktası olmayı sürdürüyor."